Bugun...


Ahmet ÜNAL

facebook-paylas
Erdoğan Giderse Dolar Düşer (Mi) ?
Tarih: 26-05-2018 02:22:00 Güncelleme: 27-05-2018 17:09:00


Efendim neymiş, dolar 5 liraya dayanmış, ülkede ekonomik kriz varmış.

 

Batmışız, bitmişiz !.

 

24 Haziran seçimlerinin son dakikalarına girdiğimiz şu günlerde sanırsınız ki Türkiye, Finladiya'dan gelecek 1 milyon dolara muhtaç halde.

 

Sanırsınız ki, 22 banka hortumlanmış fona devredilmiş. enflasyon %149 olmuş, gecelik faizler yüzde 700'lere çıkmış, ülkede moratoryum ilan edilmesi an meselesi.

 

Tek çıkış yolu kalmış o da İMF ile stand-by anlaşmasına gitmek.

 

Bunun içinde adaylar yarış yarış, yarışıyorlar !.

 

Peki ne diyorlar ?.

 

Yerli otomobil projesini durduracağız.”

 

Kanal İstanbul projesini durduracağız.”

 

3. Havalimanı duracak.”

 

Nükleer santrallere elveda.”

 

Ve diğer projeler, onları sizde biliyorsunuz.

 

Bunlar zaman kaybı olurmuş, öyle diyor bir tanesi.

 

Bir başkası hızlı trene takmış kafayı, hızlı tren olursa köyden kente göç, hızlanırmış.

 

Sormuş spiker kendisine “Siz seçimi kazanırsanız nasıl yapacaksınız ?.”

 

İMF'den borç almamız lazım” diyor iyi mi !.

 

Yukarıdaki tablonun finaline bakın, hesap o hesap.

 

Şimdi kafa şişirmeden vazgeçip bütün bunları yok sayalım.

 

Peki Erdoğan giderse dolar düşer mi ?.

 

De ki Erdoğan gitti, 1 Dolar 1 Tl'ye düştü, enflasyon %0.5, banka faizleri %01, kişi başına düşen gelir 50 bin dolar.

 

Ne olacak, vaz mı geçecekler ?.

 

Hayır, Asla...

 

Asla vazgeçmeyecekler.

 

Ne olacak öyleyse ?.

 

Hükümet kurulacak, devlet başkanı basına bir açıklama yapacak, Erdoğan ve hükümetlerinin ülkeyi batırdığını, çok perişan bir halimiz olduğunu ve derhal ekonomik tedbirler alınması gerektiğini söyleyecek.

 

Ardından bir heyet ABD'ye gidecek ve ilk iş olarak Dünya Bankası'ndan bir heyeti Türkiye'ye davet edecek.

 

Valizleri elinde Havalimanı'nda hazır bekleyen Dünya Bankası heyeti özel bir uçakla acilen Türkiye'ye gelecek ve ülkenin en muhteşem 5 yıldızlı bir otelinde istirahata çekilecek.

 

İlk önce patrikane ziyareti yapılacak, sonra yabancı (!) misyon şefleri ile toplantılar ve 40 yaş üstü okuyucuların hatırlayacağı gibi, ülkemizin o enfes güzellikleri (!) ziyaret edilecek.

 

Bu heyet en kısa sürede ABD'ye dönecek ve Dünya Bankası yetkililerine, üzerinde çok yoğun mesai (!) harcadıkları o meşum raporu sunacaklar.

 

Ve İMF diye bir kavram yeniden girecek hayatımıza.

 

Dünyanın bu iyilik sever efendileri derhal ve behemahal Türkiye'ye bir kaç milyar dolarcık kredi vermeyi kabul edecekler.

 

Libor + bilmem kaç puan faizle tabii..

 

Kararı verilen bu kredinin 3-5 yüz milyon dolarlık kısmını hemen serbest bırakacaklarını ancak Türkiye'ye gönderecekleri direktörlerinin reçetesini acil uygulamamız gerektiğini rica-i emr/edecekler..

 

Eee Reçetede ne yazacak ?.

 

1. Hemen ve derhal tüm yatırımlar durdurulacak, bütün kurumlar küçülecek.

 

2. Kamuda şu kadar, özelde bu kadar işçiyi acilen işten atacaksınız.

 

3. Tüm mallara ilk etapta %30 civarında makul bir zam yapılacak.

 

4. Enflasyon artışı ilk etapta %40'larda sabit tutulacak.

 

5. Merkez Bankası faizleri derhal serbest bırakacak, gecelik faizler %700'ü geçmeyecek.

 

6. İsrail'e karşı koyduğunuz bütün engelleri kaldıracaksınız, ve dahi diğerleri.....

 

Çok abarttın, böyle şey olurmu” diyeceksiniz değilmi ?.

 

Bence de böyle olmayacak, gerçi bu yazdıklarım 17-18 sene evvel fiilen yaşanmıştı ya neyse !...

 

Geldik zurnanın “zırt” dediği yere.

 

24 Haziran öncesi sahada seçim vaad ve mücadelesi yapan bazıları bunun böyle olmayacağını, bu Millet'in buna izin vermeyeceğini çok iyi biliyor.

 

İyi niyetle siyaset yapanları tenzih ediyorum.

 

Millet'in ne yapacağını iyi bilenlerin asıl amacı seçim kazanmak falan değil, onlar seçim kazanamayacaklarını çok iyi biliyorlar.

 

Peki nedir bu çılgınca mücadele ?.

 

İstanbul Barosunu ziyaret eden liderlerden Muharrem İnce'nin şu inanılmaz tehditkar beyanatlarına dikkatinizi çekiyorum.

 

YSK Yargıçlarına şöyle diyor Muharrem İnce ; “Siz Erdoğan’ın yargıçları değilsiniz, adil olacaksınız, yasaların-anayasanın-evrensel kuralların size verdiği yetkiyi ve hakkı kullanacaksınız. Yoksa Türkiye’nin bütün sokaklarına fotoğraflarınızı asarım.”

 

İster “tehdit” deyin, ister “aba altından sopa göstermek” deyin.

 

Yetmiyor ; "...Bu seçimin adil olmayacağı kesindir. Çünkü bir yandan devletin parası, devletin uçağı, devletin helikopteri, devletin tüm olanaklarıyla yarışan birisi, bir de milletin gönlünden kopanlarla yarışan birisi...”

 

...Yani açıkçası sandıktaki oyları devletin gücüne karşı korumak istiyoruz. Belki de dünyada bunun başka bir örneği yoktur. Devlete karşı oyunu korumak"

 

Ne anlamamız lazım bu beyanatlardan ?.

 

Tehdit mi ?.

 

Aba altından sopa mı gösteriyor ?.

 

Adil bir seçim olmayacağından endişesi mi var ?.

 

Hayır hiç birisi değil.

 

Sandıkta kazanamayacaklarını çok iyi biliyorlar.

 

Asıl hedef 24 Haziran seçimleri sonrası.

 

Büyük plan için alt yapı hazırlıyorlar.

 

Gerçek hazırlıklarını 25 Haziran için yapıyorlar.

 

Kaybettiklerini anladıkları anda, seçimlerin adil olmadığını, hile yapıldığını vs. vs iddia edecekler.

 

Halkı sokaklara davet edecekler...

 

Yeni bir gezi kalkışması...

 

Belki de yeni bir 15 Temmuz işgal hareketi...

 

Bilerek yada bilmeyerek asıl plan bu...

 

Sadece onların mı planı var ?.

 

Hayır bu Millet'in de bir planı var.

 

Daha da önemlisi Allah'ın da bir planı var.

 

Bana sorarsanız başaramıyacaklar.

 

Ben sadece Sırtlan'ların Tilki'leri nasıl yoldan çıkardığını anlatmaya çalıştım.

 

Hepsi bu...

 

 

Selametle...



Bu yazı 1791 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI