istanbul escort bayan
www.dubainewescorts.com Adana escort Afyon escort Aksaray escort Amasya escort Ankara escort Antalya escort Antep escort Aydın escort Balıkesir escort Bursa escort Anamur escort Antakya escort Arnavutköy escort Atakum escort Ataşehir escort Avcılar escort Bafra escort Bağcılar escort Bahçelievler escort Bakırköy escort Balçova escort Bandırma escort Başakşehir escort Batıkent escort Battalgazi escort Bayındır escort Bayrampaşa escort Beldibi escort Belek escort Beşiktaş escort Beykoz escort Beylikdüzü escort Beyoğlu escort Beypazarı escort Adalar escort Adapazarı escort Afşin escort Akçaabat escort Akçadağ escort Akçakale escort Akçakoca escort Akdağmadeni escort Akdeniz escort Akhisar escort Akşehir escort Aksu escort Akyazı escort Alanya escort Alaşehir escort Aliağa escort Almus escort Altıeylül escort Altınordu escort Araklı escort Ardeşen escort Arifiye escort Avsallar escort Ayvacık escort Ayvalık escort Aziziye escort
şişli escort
Erenler masaj Esenler masaj Esenyurt masaj Etimesgut masaj Eyüpsultan masaj Fatih masaj Eyyübiye masaj Fethiye masaj Finike masaj Foça masaj Gaziemir masaj Gaziosmanpaşa masaj Gazipaşa masaj Gebze masaj Gediz masaj Gelibolu masaj Gemlik masaj Gölbaşı masaj Gölcük masaj Görükle masaj Gümbet masaj Güngören masaj Gürsu masaj Haliliye masaj Haymana masaj İlkadım masaj İnegöl masaj İskenderun masaj İzmit masaj İznik masaj
Bugun...


Ali Başak

facebook-paylas
28 Şubat 1997'de Yola Çıkan, 15 Temmuz 2016 Darbesi
Tarih: 28-02-2021 13:46:00 Güncelleme: 28-02-2021 14:01:00


28 ŞUBAT 1997'DE YOLA ÇIKIP, 15 TEMMUZ 2016'DA MEYDANA GELEN DARBE.


Her şey Refah Partisinin 1995 Genel seçimlerinde birinci parti olmasıyla başladı.

Aslında 1996 seçimleri sonrası kurulan DYP-ANAP koalisyon hükümeti, Refah Partisinin güven oylamasına itirazı sonucu dağılmasının ardından, TBMM’de birinci parti durumunda olan Refah Partisi ile ikinci parti olan DYP arasında kurulan 54. Hükümet, 8 Temmuz 1996’da TBMM’de yapılan oylamada güvenoyu alarak muktedir değil ama iktidar olmuştu.

“Demirel’in manevı kızı” Tansu Çiller, bir gecede “hidayet”e ererek “sütten çıkma ak kaşık” olmuş, bu arada 2000 yılından itibaren devleti ele almayı planlayan ve adına "Cemaat" denilen yapı da kuluçka dönemini tamamlamıştı.

Ama laikçi ulusalcı kanat, o dönemde adına Cemaat denilen daha sonra devlet içinde başka bir devlet yapılanması kurduğu anlaşıldığından dolayı paralel yapı diye tarif edilen şu an ise FETÖ dediğimiz örgüt yapısının derin devlete entegre ve enjekte edilmesine karşı çıkıyordu.

Muhalifler, ulusalcı kanat olarak biliniyordu ve Batı Çalışma Grubu adı altında açıkça Genelkurmay içinde örgütlenmişlerdi.
Ilımlı İslam politikası çerçevesinde laikçi, ulusalcı, Kemalist ve Alevi unsurlar seyrekleştirilecek, yerine FETÖ'cüler ikame edilecekti..
Refahyol hükümetinin ve Abdullah Çatlı'nın önü, derin devlet içindeki bu yeni yapılanmaya, yani FETÖ'cülere karşı çıkan kanadın tasfiyesi için açılmıştı.
Çiller projenin komiseri yapılacak, Erbakan hükümetini ise, bu operasyonda koçbaşı görevi yapmaya mecbur bırakacak tahriklerle karşı karşıya bırakılacaktı.
Çatlı da işin görünmeyen yüzündeki derin kadrolara karşı kendi raconunu hayata geçirecekti.
O Libya gezisi, 'tarikatlara' iftar, Kudüs gecesi...
Hepsi yalan, kurgu ve hazırlanmış birer plandı.
O bir gecede ortaya çıkan şeriatçıların İstanbul ve Ankara sokaklarında arzı endam etmesi de tesadüf değildi..
Tam da bu hengamede Susurluk olayı kırılma noktası olmuştu.
Susurluk'ta Çatlı'yı tasfiye edenlerin gözlerini fena kararttıkları ve kan dökmeye karar verdiklerini anlayan Erbakan, Batı Çalışma Gurubunun üzerine gitmedi.
Sonuçta Refah-Yol hükümeti düştü.
Çünkü derin devlet, derin iktidarı "ılımlı İslamcılar"la paylaşmak istemiyordu.
Gülen 1999 Mart’ında ABD’ye götürüldü ve koruma altına alındı.
Sonrası malum..
AK Parti’nin kuruluşu, Erdoğan’ın engellenmesi, Gül dönemi, Irak’ın işgali ve tezkere olayı.
Aslında tezkere geçmiş olsaydı, Balyoz ve Ergenekon’da karizması çizilenler, Irak’ta işi bitirilecek isimlerdi.
Böylece FETÖ'nün önü açılacak, dikensiz bir gül bahçesine buyur edileceklerdi.
Ama olmadı.
Evdeki hesap çarşıya uymadı.
AK Parti’nin kuruluşu önemli.
Şiir okudu diye Erdoğan’ın engellenmesi,
Gül’ün yükselişi..
Her şey bir planla gerçekleşti..
Erdoğan’sız olmuyordu.
Baykal cumhurbaşkanı olacak; o gün "Cemaat" denilen FETÖ ise istihbarat, finans, medya ve eğitimi kontrol edecekti.
Bu nedenle Erdoğan, kontrollü olarak meclise taşınacaktı ve öyle de oldu.
Ama bir defa daha evdeki hesaplar çarşıya uymadı.
Gül Cumhurbaşkanı oldu,
Baykal rolünü iyi oynamadığı için tasfiye edildi.
Yerine geçici olarak Kılıçdaroğlu getirildi.
Devlet içinde devlete paralel bir yapı kurmuş olan FETÖ'nün MİT ve emniyet istihbaratını ele geçirmesi engellendi ve büyük hesaplaşma başladı.
Aslında Ergenekon ve Balyoz davaları, Irak’ta işi bitirileceklerin, veya daha önce Refahyol’da tasfiye edilmesi gerekip de edilemeyenlerin tasfiyesi için yapılan bir operasyondu.
O plan da suya düşünce, paralel yapı yani FETÖ apaçık ortada kaldı.
Artık herşey ayan beyan görünmeye başlayınca, FETÖ'nün Erdoğan'ı devirmekten başka çaresi kalmamış, aksi takdirde kendileri bitecekti.
Hal böyle olunca devletin en hassas ve en stratejik yerlerine yerleştirilmiş militanlarına hareket emri verildi.
Uzun uzun anlatmayacağım, önce MİT krizi ardından 17/25 aralık operasyonları...
Ama Erdoğan'ın o cesaretle dik duruşu, ümmetin duası, milletin desteğiyle tüm yapılanların birer birer deşifre olmasını ve bertaraf edilmesini sağladı.
Paralel yapılanma olan FETÖ açısından artık ok yaydan çıkmış, deşifre olmanın tedirginliği ve bu tedirginliğin verdiği telaşla hata üstüne hata yapıyor, paralel yapılanma FETÖ'den büyük ölçüde temizlenen MİT, heryerde gizlice enselerindeydi.
FETÖ, devletin içindeki henüz deşifre olmayan militanlarını devletin içindeki makamlarında tutmak için yapacakları tek bir hamleleri kalmıştı.
Adeta İntihar edeceklerdi.
Bu hamle öyle ölürdürücü olmalıydı ki, tek düşmanları olan Erdoğan'ı yok etmeliydi.
Erdoğan yok edilirse, devletin en tepesine sızmış olup önemli görevlerde bulunan ve henüz deşifre olmamış militanlarıyla devleti yeniden ele geçirmek çok basitti.
Buna tek engel olan Erdoğan devrilmeli, mümkünse sağ, değilse "yurtdışına parasını kaçırmaya çalışırken, kendisini teslim almaya giden güvenlik güçlerine ateş açması sonucu çıkan çatışmada ölü olarak" ele geçirilecekti.
Ekrem Dumanlı ve gibilerinin "Ya saraydan iyilikle çıkacak ya da zorla çıkarılacak bunun başka bir yolu yok" gibi söylemlerinin ve bu kadar kendilerinden emin bir şekilde dile getirmelerinin altında yatan, işte hazırlanan bu plana duyulan güven di.
Gezi olayları, Suruç, Reyhanlı, Ankara, ve Kayseri gibi illerde meydana gelen patlamalar, ve bu patlamalarda kaybedilen yüzlerce can, çözüm sürecinin bitmesi sonrası PKK terörünün azması ile gelmeye başlayan şehit haberleri ile birlikte devletin çözüm sürecini bitirip PKK'ya karşı amansız bir mücadeleye başlaması "Bu sarayın savaşı" "Erdoğan 400 Milletvekili istediği için bu savaşı çıkardı" gibi söylemler hep bu planın hayata geçmesine gerekçe olması için yapıldı.
PLAN ASKERİ DARBEYDİ.
Devletin içinde paralel bir yapılanma kurmuş olan ihanet çetesi, bunun için ordudaki laikçi, ulusalcı, Kemalist diye bilinen unsurlarla diyaloga geçmiş, hatta bir kısmını ikna da ederken, attıkları her adım, MİT tarafından dikkatle takip ediliyordu.
Ancak ihanet çetesi "Andıç, Ergenekon, Sarıkız" gibi darbe planları ve kumpaslarından edindikleri tecrübe ile o kadar profesyonel hareket ediyordu ki, haklarında bir tek delil bulmak imkansızdı.
Görülüyor biliniyor ama haklarında işlem yapmak için ispat edilemiyordu.
17-25 Aralık operasyonu dolayısıyla bazı emniyet mensupları, polis ve savcılara yönelik tutuklamalar, muhalefet tarafından sert tepki ile karşılanıyorken, elde somut bir delil olmadan askerlere yönelik yapılacak bir operasyonu ülke kaldıramazdı.
MİT tüm hatlarıyla, bütün enerjisini, ülkeyi yakmaya çalışan bu çeteyi hukuken durduramayacağını anlayınca, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, "bu çeteye suç üstü yapmaktan başka çare olmadığı" raporu sunmuştu.
Çalışmalar başlamış, önce Türkiye ile aralarında o günlerde var olan sorunlardan dolayı bu hainlere destek verebilecek olan İsrail ve Rusya ile ilişkileri hızla düzeltme yoluna gidildi.
Aksi bir durumda ani bir baskın ile Cumhurbaşkanını ele geçirmelerini önlemek için Erdoğan birkaç gün önceden MİT'in kontoründe gizlice Marmaris'e götürülerek emniyeti sağlandı.
Kalkışmanın tek sebebi Erdoğan'ı ele geçirmek olduğu için, darbecilerin Erdoğan'ı ele geçirip işi oldu bittiye getirme hırslarını kullanmak isteyen MİT, Genelkurmay işbirliği ile seçtikleri güvenilir bazı komutanlara, darbecilerle birlikte hareket ettikleri izlenimi verdirilerek darbecilerin kalkışmayı erken saate almaları sağlatıldı.
Kalkışma an be an Erdoğan'a rapor ediliyor, bilgilendiriliyor, darbecilerse her yerde Erdoğan'ı arıyor, bulunabileceği heryere baskınlar yapıyordu.
Kalkışmayı köprüden alıp başka tarafa sevketmek ve devlet yetkililerini almak için Erdoğan'ın alındığı haberini bekleyen darebeci hainler, Erdoğan'ın ele geçirilmediğini, aksine bir başkomutan olarak halkı direnişe çağırdığını, üstelik kendileri ile birlikte zannettikleri komutanların darbe karşıtı olduklarını görmelerinin telaş ve tedirginliği içinde sokağa çıkan halka ateş edilmesi emrini vererek darbeyi kaosa çevirmeye çalışmayı denemeye başlamıştı.
Kendileri ile birlikte zannettikleri komutanların geri çekildiklerini görünce, tüm orduyu sevketmesi için Genelkurmay Başkanının makamı basılıyor, ret cevabı alınca da Hulusi Akar'ı rehin alarak Genelkurmay Karargahının ele geçirildiği haberini yayarak, orduyu kendilerine itaat etmeye zorluyorlardı.
Ancak zaman aleyhlerine işliyor, halk tankların karşısında destan yazıyor, Cumhurbaşkanının yerini tesbit edip almaya giden darbeciler, MİT'in mukavemetiyle püskürtüldükten sonra Erdoğan İstanbula muzaffer bir komutan olarak iniyordu.
Hain bir darbe kalkışması, devletin stratejik hamleleri ve milletin tüm dünyada destan olan muhteşem direnişiyle başarısız olmuş; MİLLET, 28 ŞUBAT 1997'DE SOKAKTA 2 TANK YÜRÜTEREK HÜKÜMET YIKAN VESAYETÇİ ZİHNİYETE SON VERDİĞİNİ İLAN EDİYORDU.



(Okuduğunuz bu satırlar bir kurgudan ibaret olup, gerçekle alakası yoktur. Ali Başak/Urfa Haber Tv.)



Bu yazı 647 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI